بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحِجَارَةُ El hicaretu
Bakara 2:24
وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ ,
O hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan …. (DİB meali)
Seneler boyunca anlamaya çalıştığımız “yakıtı insanlar ve taşlar” cümlesi muhtemelen sizin de dikkatinizi çekmiştir. İki kavramın farklı olması ve neredeyse ortak hiçbir paydaları bulunmamasına rağmen, Kur’an meal ve tefsirleri ile ilgili diğer yazılı kaynaklarda geçen atıflardaki ifadeler nereye çekilse anlam tutarsızlığından aslında bir türlü kurtulamıyor.
وَالْحِجَارَةُ [vel hicaret(u)] kelimesi حجر (h+c+r) kelimesinin ismi faili veya bir başka deyişle, eylemi yapan tekil ve dişil isimdir. Ancak ne hikmetse, çoğul olarak taşlar anlamı verilip, “yakıtı insanlar ve taşlar” (!) ifadesi icat edilmiştir. Meal, tefsir gibi kaynaklarda kullanılan bu bilgiyi yazanlar ya Kuran’ın dilini bilmiyorlar ya da dinlerinin geleneksel kaynaklarından gelen yanlış inançları uğruna mesajın içeriğini göz göre göre yok ediyorlar.

حجر Hacer fiili; durdurmak, alıkoymak, kapatmak, engellemek, yasaklamak, bloke etmek, birine bir şeyi yasaklamak, etrafını çevrelemek, düzeltmek, erişimi reddetmek, taşlaştırmak, fosilleştirmek, katılaştırmak, dizginlemek, sertleştirmek, hapsetmek, alıkoymak, uzaklaştırmak, hapse atmak, betonlamak, kontrol altına almak; karantinaya almak, engellemek, kısıtlamak, sınırlamak anlamlarına gelmektedir.
مُسْتَحْجِر Müstehcir – düşünemeyen kişi
حجر Hacer isim olarak ise; sıkışık bir oda, dar bir hücre veya karanlık bir oda, ana rahmi gibi içinde bulunulan sıkışık, dar, karanlık yer anlamlarında olup, Kur’an’da sözü edilen haliyle, insanların bloke edilebileceği, alıkonulabileceği yerdir.
الْحِجَارَةُ El hicaretun – İsm-i fail olduğundan dar hücre içerisindekini kilitleyen, alıkoyan, kapatan alettir.

الْحِجَارَةُ El hicaretu kelimesinin sonunda “t” marbuta olarak adlandırılan (ۃ) harf, kelimenin dişil ve çoğulu olmayıp tekil olduğunu göstermektedir. Kelimenin çoğul olarak manâlandırılması dilbilgisi kurallarına aykırıdır.
حجر Hacer kelimesinin çoğulu أَحْجَار ahcare düzensiz haldedir. Kur’an’ımızda geçen düzenli hali olanıysa, حجرات hacaretu kelimesidir. حجر Hacer kelimesinin ürünü ikinci kök harfinden sonra “و” eklenerek elde edilen, حُجُور hucur kelimesidir. Aynı şekilde رسل (r+s+l) kök kelimesinin, ikinci kök harfinden sonra “و” eklenerek رسول rasul kelimesi elde edilir.
محجور Mahcur kelimesi حجر h+c+r kök kelimesinin sıfatı olup; karantinaya alınmış, gözaltına alınmış, yasaklanmış, izinsiz, men edilmiş, kısıtlı, kısıtlanmış anlamlarındadır.
محجر Mahcer kelimesi ise; suçlama, hapsetme, yasaklama, kapatma ve kısıtlama anlamlarına gelen bir مَمْنُوع memzuğ ismidir.
En am 138
وَقَالُوا هٰذِه۪ٓ اَنْعَامٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌۘ لَا يَطْعَمُهَٓا اِلَّا مَنْ نَشَٓاءُ بِزَعْمِهِمْ وَاَنْعَامٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَاَنْعَامٌ لَا يَذْكُرُونَ اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا افْتِرَٓاءً عَلَيْهِۜ سَيَجْز۪يهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Furkan 22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا
Furkan 53
وَهُوَ الَّذ۪ي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا
Bu ayetlerde geçen حجر kelimesinin türevleri ulema tarafından, başka çare ve seçenekleri olmadığından yasak, yasaklı, … olarak manâlandırmıştır.

Çok tanrılı pagan dinlerinde kutsallık, önem atfettikleri taş, taşlar حجر (hacer) olarak adlandırılan Farisi dilinden Arapçaya geçmiştir. Bundan dolayı kıymetli taşları ve tapındıkları taşları, الأحجار الكريمة el-hacer el-kerim olarak adlandırırlar.

Halen, farklı koruyucu kisveler altında muhtelif kaynaklara atıf yapılarak taş üzerine secde etmenin ispatına çalışılması ile Kerbela dan gelen taşlara yapılan secde karışmış olsa da birbirini tamamlar. Yine muhtelif kaynakları delil olarak gösterip Muhammed’in (as) sünneti olduğunu ileri sürerek taşlı yüzükleri üzerlerinde taşımalar onlara manevi önem vermeler taşlara yapılan tazimin devam ettiğinin yaşayan göstergeleridir.

Muhammed öncesini cahiliye devri olarak gösteren ve kabul edenlerin, bir toplumun taşı çıkarıp işlenmesini ve teknik ile sanatı birleştirdiğini görmemeleri de oldukça ilginçtir. Konu hakkında medya üzerinde yapılabilecek “şifalı taşlar” araması ile taşı tazim konusunun faklı boyutlarda nasıl devam ettirildiğine şahit olunabilir.
Aslında Arapça da taş حصاة hasaat olarak adlandırılır ve bazı teknik terimlerde de bu şekilde kullanılmaktadır.
Safra kesesi taşı: حصاة صفراوية (hasaat sifravat)

Böbrek taşı: حصاة كلوية (hasaat kulivat)

Değerli taş: الأحجار الكريمة El hicar el kerim

أُعِدَّتْ İddet tekrar tekrar edilen, tekrarlanan eylem anlamındadır.
الْحِجَارَةُ El hicaret kafirler için defalarca, tekrar ve tekrar alıkonulan ( حجرۃ ) hücre, aynı zamanda قبر kubur olarak adlandırılan hücredir.
Eğer illa da kelimenin manasında taş olarak ısrar ediyorlarsa, ayetin şu şekilde çevrilmesi gerekir:
وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ
Taşlar tekrar tekrar kafirleredir (için hazırlanmıştır).
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, bilakis biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?
Bakara 2:170