بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
سَوَآءٌ (Sevaun)
(Bakara 2:6) اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. (DİB Meali)
سَوَآءٌ (Sevaun)
- سَوَآءٌ (Sevaun) kelimesi tefsir, meal, siyer diğer yazılı kaynaklarda benzer, aynı, eşit, hepsi bir, …anlamları ile manalandırıldığını gözlemleriz.
- سَوَآءٌ (Sevaun) kelimesi أسأء (hemze+s+hemze) kökünden gelmektedir ve dil bilgisel oluşumu ism-i fail ve sıfattır. Arap dilbilgisinde; yapılan eylem veya yapılan iş neticesinde ortaya çıkan ürün, harflerin ortasına و (vav) harfi ilave edilerek elde edilir.
أصل (asl) kelime kökünden اصول (usul) kelimesinin türetilmesi,
رسل (rsl) kelime kökünden رسول (rasul) kelimesinin türetilmesi gibi
Benzer şekilde, ء+س+ ء (a+s+a) kökünden türeyen سَوَآءٌ sevaun kelimesi أسأء (asa)’nın bir ürünüdür; burada uzatılmış elif آ (aa), Arapça ifadelerde İsm-i Fail ve sıfatlar yapmak için kullanılan ek bir elif olarak çalışan elif harfinin çift sesidir.
Şu örneklerde olduğu gibi:
- غلب (ğlb) kelime kökünden غالب (ğalib) kelimesinin türetilmesi
- صدق (sdk) kelime kökünden صادق (sadık) kelimesinin türetilmesi
- حکم (hkm) kelime kökünden حاکم (hakim) kelimesinin türetilmesi
سَوَآء Sevae kelimesinin sonunda olan hemzenin üzerine tenvin konulması; سَوَآءٌ “un” sesi kelimeyi belirsiz isim haline getirir…
أسأء Asa kelimesi; kötülük yapmak, yanlış yapmak, hata yapmak, günah işlemek, suç işlemek, zarar vermek, gücendirmek, bozmak, birinin üzülmesine sebep olmak, berbat etmek, kötü olmak anlamlarındadır,
سَوَآءٌ Sevaun kelimesi; kötülük yapma, yanlış yapma, hata yapma, gücendirme, küstürme, fenalık, bela, günahkarlık, kusur,… anlamlarındadır.
سوء Sue; çok kullanılan, tanınan ve kötü anlamına gelen kelime de aynı kökten türetilmedir.




- سَوَآءٌ Sevaun: kötülük yapıyorlar…
- عَلَيْهِمْ Aleyhim: kendileri üzerine, kendi kendilerine…
- سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ Sevaun aleyhim: kendileri üzerine/kendi kendilerine kötülük yapıyorlar…
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, bilakis biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?
Bakara 2:170