“sefer” Kelimesi – سفر

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

سفر “sefer”

سفر Sefer kelimesi ve türevleri Kur’an’ımızda 12 defa geçmektedir.

Müddessir 74:34. ayette:

وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ

Aydınlandığında sabaha and olsun.” (DİB meali)

Abese 33:38. ayette:

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ  

“O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar.” (DİB meali)

Abese 33:15. ayette:

بِأَيْدِي سَفَرَةٍ

Yazıcı meleklerin elindeki” (DİB meali)

Cuma 62:5. ayette:

كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا

“Ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (DİB meali)

Yukarıdaki ayetlerde geçtiği yerlerde kavrama; aydınlanmak, parlamak, yazıcı, kitap manaları verilmiştir.

https://corpus.quran.com/qurandictionary.jsp?q=sfr#(5:6:27)%C2%AD

“Aydınlatmak”, “Parlamak”, “Kitap” ve “Katipler”, سفر (s+f+r) kök kelimesinin Arapça tam anlamıyla aynı ve doğru anlamıdır. Çünkü; kitapların ve katiplerin, yazıcıların işlevi/amacı aydınlatıcı olmaktır. Kitaplar ve katipler bizim işaretlerimiz veya yol gösterici ışıklarımızdır.

Kendi lisanımızda da kullandığımız سَفَر sefer kök kelimesinden türeyen سفارۃ sefaret kelimesi; elçilik, diplomatik görev anlamına gelmektedir. سفارۃ Sefaret / elçilik, bulunduğu ülkede kendi ülkesi ile ilgili konuları aydınlatmak üzere bulunan temsilciliktir. Ülkeler arasında sorun olduğundan سفیر sefir / elçi çağrılarak, sorunlu konu hakkında izahat istenmesi sıklıkla yaşanan bir olaydır…

https://www.luggat.com/index.php#ceviri

سَفَر Sefer kelimesinin diğer bir anlamı da mutabakat, çökme, rahatlama, yatışma şeklindedir.

جواز السفر Cuz el sefer = pasaport, kişinin diğer ülkelere geçme, yerleşim haklarıyla ilgili bilgileri içeren kitap, kitapçık belgedir…

Musa’nın kitapları (Panteteuch) bundan dolayı اسفار موسیٰ Asfaru Musa olarak adlandırılır,

اسفار (Asfar); kitaplar, derlemeler, yayın, hacimler, eserler, yazılar, emirler, arabuluculuk, uzlaşma, parlama, yatışma, yerleşme anlamlarına gelen, Arapça سَفَر (Safar) kelimesinin başına “ا” elif harfi eklenerek düzensiz çoğul olan ism-i faildir.

Rabbimiz bize ulaşan Kur’an’ının; 

  • Bakara 2:184 ve 185 ayetlerinde: أَوْ عَلَى سَفَرٍ
  • Nisa 4:43 ayetinde: أَوْ عَلَى سَفَرٍ       
  • Maide 5:6 ayetinde: أَوْ عَلَى سَفَرٍ

Meal, tefsir kitaplarında yukarıdaki ayetler:

“…yahut yolcu olursa…”  / “…yolcu olursa…” / “…yolculukta bulunursanız…” / “…seferde bulunursanız…”

vb şekilde ele alınıp meallendirilerek, سفر sefer kelimesinin anlamı “yolculuk” olarak  kabul edilmiştir. Bu kelime Türkçede günlük hayatımızda da yolculuk manasında kullanılmaktadır.

https://www.luggat.com/index.php#ceviri

Kendi şeytani dogmalarının devamını sağlamak üzere Pagan, Maniheist, Zerdüşt alimler kelimelerin anlamları üzerinde oynayarak ayetlerin manalarını asıl olan manalarından oldukça uzaklaştırmışlardır.

Oysaki Arap dilinde:

رِحْلَة Rıhlet ve رَحِيل rahiyl kelimesi; gezi, seyahat, yolculuk anlamında kullanılmaktadır.

انتشر İnteşera ve انتقل intekale kelimeleri de gezi seyahat, yayılma, taşınma anlamlarında kullanılır.

Arapça:

ذَهب Zehb ve ذَهَاب zehabe kelimeleri ayrılış, uzaklaşma, ayrılma manalarında kullanılmaktadır.

Arap ülkelerinin havaalanlarında, seyahat otobüsleri, limanlarda ve diğer ulaşım ile ilgili olan yerlerde رِحْلَة rahle veya ذَهَاب zehabe kelimelerinin yazılı olduğu görülür. Bu gerçeklere rağmen meal ve tefsirciler; daha önce defalarca yaptıklarının tekrarı olarak Arapça سفر sefer kelimesinin yerine okunuşu, fonetiği, seslendirmesi aynı olan fakat anlamı farklı olan Farsça سفر sefer anlamı üzerinden kavrama sefer, yolculuk, seyahat anlamı vererek ayetleri açıklamışlardır.

https://www.bing.com/translator/?text=Arabic%20word%20%E2%80%9C%D8%A8%D9%8E%D9%8A%D9%92%D9%86%D9%90%E2%80%9D%20means%3A%20full%20and%20final%20or%20absolute%20as%20seen%2C%20its%20application&from=en&to=tr
https://tr.glosbe.com/fa/tr/%D8%B3%D9%81%D8%B1

Sebe 34:19

فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا

“Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır.” / “Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl.”

Hemen tüm meallerde aynı olan bu Sebe 34:19 ayetinin yorumunu okuyucuya bırakıyoruz.

Not: Bu yapılan tercüme veya mealleri, önceki “beyne” yazımız ile birlikte okumanızı önemle rica ederiz.

*****

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ 

اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, bilakis biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?

Bakara 2:170

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir