بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْبَيْتِ (el beyt)
Ehad olan Rabbimize ait kitapta kullanılan الْبَيْتِ el beyt kelimesinin anlamı, yazılan muhtelif eserlerde ve Türkçe meallerde ev olarak karşılamıştır.
Oysaki bu kavram ne geçmiş ve ne de günümüz Arapçasında ev manasında kullanılmamıştır.
Geçmiş ve günümüz Arapçasında ev anlamında, منزل Menzil kelimesi kullanılmaktadır.
بیت Beyt ve بیوت buyut kelimeleri ev, oda anlamında farsça da kullanılmaktadır.
Arapça بیت beyt ve çoğulu بیوت buyut olan kavramın, seslendirmesi Farsça ile aynı olsa da anlam olarak aynı değildir.
بیت المال ,بیت المعمور ,بیت الخلا ,بیت المقدس, (beytul makdis, beytul helâ, beytul mamur, beytul mal) kelimeleri Arapça değildir.
Türkçe’de kullandığımız fakat artık neredeyse unutulan tuvalet kelimesinin karşılığı olan helâ kelimesi بیت الخلا (beytul hela) kelimesinden türetilmiştir.
Banyo veya tuvalet kelimelerinin Arapça karşılığı الحمام el hamam kelimesidir.

https://dsal.uchicago.edu/cgi-bin/app/hayyim_query.py?qs=%D8%A8%DB%8C%D8%AA&searchhws=yes
بُيُوتًا Buyûten kelimesi, Nahl 16;80 ayetinde barınak, çadır vb gibi anlamlarda meallendirilmiştir.
Nisa 4;81, Nisa 4;108, Araf 7/4, Araf 7/97, Yunus 10/50, Furkan 64, Neml 49 ayetlerinde geçen بیت beyt türevi kelimeler “gece” olarak tercüme edilmişlerdir.
Ev anlamına gelen bir kelime, nasıl gece anlamı ifade edebilir!..

https://www.parsi.wiki/fa/wiki/169268/%d8%a8%db%8c%d8%aa
Nisa 4;81
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا
Sana “baş üstüne” derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Bu şekilde meal verilen ayeti incelediğimizde:
يَقُولُونَ = derler
طَاعَةٌ = bir şeye uymak, riayet etmek
بَرَزُواْ = bir şeyi netleştirmek, bir şeyi açıklığa kavuşturmak, bir şeyi yansıtmak, bir şeyi biriyle birleştirmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir.
عِندِكَ = sizin mülkiyetinizde, size ait olan
بَيَّتَ = tüzük, anayasa, barınak veya belirli bir yol,
طَآئِفَةٌ = din kültü veya dogma
غَيْرِ = hiçbiri, hariç, aykırı, dışarıda,
عَرَضَ = sunmak, göstermek, teklif etmek
عَنْهُمْ = onlara, onların üzerine
مَا = olumsuz anlamında değildir, ne, hangisi anlamındadır
– يب / يِّتُونَ = sahip oldukları tüzükleri / anayasaları, barınakları veya yolları.
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُواْ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ وَاللّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيلاً
- Ve sizin sahip olduğunuz anayasadan/tüzükten onlara netleştiğinde/meydana çıktığında riayet ettiklerini ileri sürerler,
- Onların kültü/dogmaları,
- Söylediklerine/uydurduklarına aykırıdır,
- Ve ALLAH onların anayasalarının / tüzüklerinin / sığınaklarının ne olduğunu yazar,
- O halde onlara, çevrelerine teklif edin/sunun,
- Ve ALLAH’ a bağlı olun ve ALLAH ın tam ikamesi, sunumu, desteği, onaylı, yetkili bir vekildir.
بیت Beyt; herhangi bir çadırın içinde iken yukarı doğru baktığınızda gördüğünüzdür, çadırı tutan direkler olmaksızın sadece tavanıdır, başımız üstünde tavan veya gölgelik bulundurmamızın amacı kendimizi güven ve emniyette tutmak, korumak içindir.
ALLAH’ın beytine, gölgeliğine, sanal tavanının altına girenler ALLAH’ın bildirdiği anayasayı kabul ederler…
بیت Beyt Kelimesi, dünyada yaşamımız sırasında kullanılan çeşitli malzemeler ile yapılan ev değildir. Kavram; ALLAH’ın şartı, şeması, tüzüğü, planı ve sanal bir gölgeliği veya sanal bir platformu olup taşlardan yapılmış ev, asla değildir!
Ancak bu kavram kullanılarak; Muhammed (sav) ve onun evine ve o evden çıkan soya atfen önce Ehl-i Beyt silsilesi oluşturulmuş ve ardından halen Dünyada bir ağırlığa sahip olan Şia Mezhebi meydana getirilmiştir…
Ali İmran 3;96
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ
“Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke’ deki (Kâbe) dir.”
Şeklinde tercüme edilen cümleler tümüyle yanlıştır!..
وُضِعَ (vudia) kelimesi Arapça; oluşturmak, derlemek, yazmak, yerleştirmek, tasarlamak, belirlemek, düzenlemek anlamındadır ve وُضِعَ vudia kelimesi تَألِيف (teliyf) ve أْسِيس (esiys) kelimeleri ile eşanlamlıdır.
Farsça seslendirme (fonetik), okunuş olarak aynı, fakat anlam/mana olarak ayrı olan وُضِعَ (vudia) kelimesini kullanan paganlar, kavrama Rabbimizin Arapça lisanıyla indirdiği anlamdan kesinlikle farklı bir anlam vermişlerdir.

https://dsal.uchicago.edu/cgi-bin/app/hayyim_query.py?qs=%D9%88%D8%B6%D8%B9&searchhws=yes
لَلَّذِي Lillezi kelimesi, لَّذِي (lezi) ve ل (le) kelimelerinden oluşmuştur. Kökü ل ذ (L+z) dir. Tadını çıkarmak, hoşuna gitmek, yaralanmak, faydalanmak:
- ل … mek, …mak, için, …diye
- لَلَّذِي (lillezi) faydalanmanız, yararlanmanız, tadını çıkarmanız için
بَكَّةَ Bekkete kelimesi ile ilgili tuhaf yorumlar olup hiçbir kimsenin, hangi kelimenin nerede ve hangi anlam da kullanılacağını ehad olan Rabbimizden daha iyi bilemeyeceği kesindir…
بَكَّةَ Bekkete kelimesi, ne Mekke’nin eski ismidir ne de ağlamak manasındadır!
Fetih 48:24 ayetinde mekke kelimesi بِبَطْنِ مَكَّةَ ve 48:25 ayetinde de الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ olarak açık, kolay ve net anlaşılabilir şekilde ifade edilmiştir…
بَكَّةَ Bekkete, Mekke’nin eski ismidir tanımlaması, delile dayalı olarak söylenmiş bir söz olmayıp açıkça meydan okumaktır. Kur’an’ın sahibi olan Rabbimizin hangi kelimeyi kullanacağını tespit etmek ve kendince anlam vermek kimsenin haddi olamaz!..
Alimler; بکی – بكأ – بَكَّةَ bekiy – beka – bekke kelimelerine çok farklı anlamlar vermişlerdir. Ağlamak, gözyaşlarının dökülmesi, hayal kırıklığı, sütün küçük porsiyonu gibi açıklamalar bir şaşkınlığın göstergesidir.
Önce بکی bekiy ve بَكَّا bekka kelimelerinin farklı anlamlarda olduğu yazıldı. Sonra, بکی bekiy ve بَكَّا bekka kelimelerinin aynı anlama geldiğini yazdılar. Sonra da بكّتهُ bekketehu ve بَكَّة bekke aynıdır ve “ة” sessizdir dediler. Oysaki ب ک ک (b+k+k) kökü her iki kelimenin (بکی ve بَكَّا ) köküdür.
Tac’ul Arus’un yazarı بَكَّا bekka kelimesini; kalp hassasiyeti nedeniyle veya şefkat gösterdiği olarak tanımlamıştır. Muhkem de ise buna “insana tesir eden şefkat” ilave edilmiştir. Kavramın “adalet ile” anlamına geldiği de diğer sözlüklerde geçmektedir.
ب ک ک (B+k+k) kökü; büyüleme, tesir etme, çıkarım, ilişkilendirme, ilgi, anlatım, tavsiye, yüreğin hassasiyeti, merhamet ve adalet anlamlarına gelmektedir.
بَكَّةَ Bekke kelimesinin önünde olup unutulan veya göz ardı edilen “بِ bi = ile” anlamındadır.
Ali İmran 3;96
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ
Bu ilk anayasa, (tüzük, plan, şema) insanların tüm ilimleri (zamanları, olayları, durumları) için şefkatli adalet, nimet ve rehberlik ile faydalanmaları (yararlanmaları) için oluşturuldu, (tasarlandı, derlendi).
Bakara 2;127
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ
Bu ayet de genel olarak بیت (beyt) kelimesinin ev yapımı konusu ile ilgili olduğu yönünde hatırlanan bir ayettir.
Ayette geçen الْقَوَاعِدَ (el kavaid) kelimesi herkesin bildiği ve Türkçede de kullanılan; kural, esas, düstur, prensip anlamına gelen قاعدہ (kaide) kelimesinin çoğuludur.
Ayette geçen يَرْفَعُ (yerfeu) fiili; yüceltmek, yükseltmek, yukarı kaldırmak, iletmek, tanıtmak, vurgulamak anlamına gelen رفَعُ (refea) kök kelimesine aittir.
الْبَيْتِ (el beyt) kelimesi; rastgele olmayan, belirli, bilinen ifadesiyle el + beyt (ال ve بیت) olarak geçmektedir.
مِنَ الْبَيْتِ (minel beyt) kelimesi: ALLAH’tan kurallar, ALLAH’ın tüzüğü, ALLAH’ın anayasası anlamındadır.
بیت Beyt kelimesini oluşturan (ب ي ت) (b+y+t) kökü: sonuca varmak, karar vermek, bir şeyin sınırını çıkarmak, bir şeyi ayırmak, sabitlemek, düzenlemek, çözüme kavuşturmak, onaylamak, hüküm vermek anlamlarına gelmektedir.
Meallerde geçen ve genel olarak benimsenen evin temelleri kelimesine, مِنَ (min) kelimesinin verdiği anlam ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. “Evden temelleri yükselttiğinde(?)!..”
Kanımızca مِنَ (min) kelimesi, kendilerini ulema olarak tanımlayan, Kur’ an’ı nasıl anlamamız gerektiği ile ilgili sayfalarca yazan, konuşan kişilerin imtihanıdır, aynı hatayı Yusuf (as) için de yaptılar مِنَ مِصْرَ (min mısra) (Yusuf 12:21) aslı ve anlamı “mısırdan” olan kelimenin ne hale getirildiği meallerde görülebilir.

https://www.luggat.com/index.php#ceviri
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ
İbrahim (as), ALLAH’ın anayasasının/tüzüğünün, kaidelerini/kurallarını tanıttı (teşvik etti, vurguladı).
*****
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, bilakis biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?
bakara 2:170